Tutuklama Nedir?
Tutuklama, henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadan, soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla şüpheli veya sanığın özgürlüğünün hâkim kararıyla geçici olarak kısıtlanmasıdır. İstisnai nitelikte bir koruma tedbiri olduğundan, kanunda sıkı şartlara bağlanmıştır ve uygulanmasında Ceza Hukuku sayfasında ele alınan masumiyet karinesi gözetilir.
Tutuklamanın Şartları
CMK m. 100 uyarınca bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi aranır:
- Kuvvetli Suç Şüphesi: Kişinin suçu işlediğine dair kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut delillerin bulunması.
- Bir tutuklama nedeninin varlığı: Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması ya da davranışlarının delilleri yok etme, gizleme, değiştirme veya tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı kurma girişimi konusunda kuvvetli şüphe oluşturması.
- Ölçülülük: Tutuklamanın, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olması; ölçüsüz olması hâlinde tutuklama kararı verilemez.
Kanunda sayılan bazı suçlarda (ör. kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, yağma, uyuşturucu madde imal ve ticareti gibi katalog suçlar), suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir (CMK m. 100/3). Bu durumda da tutuklama zorunlu değildir; ölçülülük ve adli kontrolün yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Tutuklama yasağı: Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4).
Bu şartlardan herhangi biri eksikse tutuklama kararı verilemez; koşulları varsa Adli Kontrol gibi daha hafif tedbirlere başvurulabilir.
Tutuklama Kararı
CMK m. 101'e göre tutuklamaya, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise savcının istemi üzerine veya resen mahkeme karar verir. Kararda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir.
Tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır; bu aşamada müdafi bulunması zorunludur (CMK m. 101/3). Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir ve bir örneği kendisine verilir.
Adli Kontrol: Tutuklamaya Alternatif Tedbir
CMK m. 109 kapsamında düzenlenen Adli Kontrol, tutuklama sebeplerinin bulunduğu hâllerde şüphelinin tutuklanması yerine uygulanabilecek daha hafif bir tedbirdir; kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de uygulanabilir. Yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmak (imza), konutu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya güvence yatırmak gibi yükümlülükleri içerebilir.
- Süre: Adli kontrol süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır; uzatma süresi toplam üç yılı, kanunda sayılan bazı suçlarda (devletin güvenliğine karşı suçlar, terör suçları gibi) dört yılı geçemez. Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır (CMK m. 110/A).
- Mahsup: Adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez; ancak konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır (CMK m. 109/6).
Tutuklulukta Geçecek Azami Süreler
CMK m. 102'ye göre tutukluluk süresi sınırsız değildir:
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde: En çok bir yıl; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde: En çok iki yıl; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi toplam üç yılı, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile terör suçlarında beş yılı geçemez.
- Soruşturma evresinde: Tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bir yılı geçemez. Kanunda sayılan bazı suçlar ve toplu olarak işlenen suçlarda bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
- Çocuklar: Bu süreler, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından dörtte üç oranında uygulanır.
Salıverilme Talebi ve Tutukluluğun İncelenmesi
CMK m. 104 uyarınca şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. Bu talep hakkında hâkim veya mahkeme karar verir; verilen kararlara itiraz edilebilir.
Ayrıca tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği resen de incelenir: Soruşturma evresinde en geç otuzar günlük sürelerle, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından şüpheli veya müdafii dinlenerek; kovuşturma evresinde ise mahkemece her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuzar günlük sürelerle karar verilir (CMK m. 108).
Tutuklamaya İtiraz
Tutuklamaya İtiraz, CMK m. 267 ve devamı maddelerinde düzenlenen itiraz hükümleri çerçevesinde, tutuklama kararına, tutukluluğun devamına veya salıverilme isteminin reddine ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek kanun yoludur.
İtiraz süresi: iki hafta
CMK m. 268/1'e göre itiraz, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. Bu süre önceden yedi gündü; 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda 1 Haziran 2024'ten itibaren iki hafta olarak uygulanmaktadır. Eski tarihli kaynaklarda yer alan "yedi gün" bilgisi güncel değildir.
İtiraz nasıl yapılır?
İtiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır. Tutuklu kişi, bulunduğu ceza infaz kurumu müdürlüğüne dilekçe vererek veya beyanda bulunarak da itiraz edebilir (CMK m. 263). Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir (CMK m. 268/2).
İtirazı hangi merci inceler?
- Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararları: Bu kararlara karşı yapılan itirazları, sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 268/3-b). Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. Bu kural 2021 yılında 7331 sayılı Kanun'la getirilmiştir; önceki dönemde itirazlar bir sonraki numaralı sulh ceza hâkimliğince incelenmekteydi.
- Asliye ceza mahkemesinin kararları: İtirazı, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi inceler.
- Ağır ceza mahkemesinin kararları: İtirazı, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesi varsa numara olarak izleyen daire, tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi inceler (CMK m. 268/3-c).
Merci, kural olarak duruşma yapmaksızın karar verir; gerekli gördüğünde Cumhuriyet savcısını ve sonra müdafii dinler. Tutuklamaya ilişkin itirazlarda savcıdan görüş alınmışsa bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir ve üç gün içinde karşı görüş sunulabilir (CMK m. 270/2). İtiraz yerinde görülürse merci, itiraz konusu hakkında da karar verir. Merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK m. 271).
İtiraz, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz (CMK m. 269).
Diğer Başvuru Yolları
- Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru: İtiraz yolu tüketildikten sonra, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla süresi içinde bireysel başvuruda bulunulabilir.
- Tazminat: Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen kişiler ile kanuna uygun olarak tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler, CMK m. 141 ve devamı uyarınca devletten tazminat isteyebilir. İstem, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır (CMK m. 142). Başvurulacak merci talebin dayanağına göre değişir: Kural olarak ağır ceza mahkemesi; kanunda sayılan bazı hâllerde (ör. kanuna uygun tutuklama sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraat kararı verilmesi) ise 6384 sayılı Kanun kapsamındaki Tazminat Komisyonu yetkilidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tutuklama ile gözaltı aynı şey midir?
Hayır. Gözaltı, yakalanan kişi hakkında soruşturmanın tamamlanması için Cumhuriyet savcısının kararıyla uygulanan ve kanunda belirli sürelerle sınırlı kısa süreli bir tedbirdir. Tutuklama ise yalnızca hâkim veya mahkeme kararıyla uygulanan, daha uzun sürebilen ve farklı şartlara bağlı bir koruma tedbiridir.
Tutuklamaya itiraz hangi süre içinde yapılmalıdır?
CMK m. 268 uyarınca itiraz süresi, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki haftadır. Ayrıca şüpheli veya sanık, bu süreye bağlı olmaksızın her aşamada salıverilme talebinde bulunabilir.
Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı kim inceler?
Yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Eski uygulamadaki gibi bir sonraki numaralı sulh ceza hâkimliği değil, farklı ve üst derecedeki bir merci karar verir.
İtiraz üzerine tutukluluk otomatik olarak sona erer mi?
Hayır. İtiraz kararın uygulanmasını durdurmaz; ilgili merci tarafından incelenir. İtirazın kabulüne karar verilmesi hâlinde tutukluluk sona erer, reddi hâlinde ise devam eder.
Tutuklama yerine her zaman adli kontrol uygulanabilir mi?
Adli kontrolün yeterli olup olmadığı, somut olayın koşullarına, işin önemine ve beklenen cezaya göre hâkim veya mahkeme tarafından değerlendirilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için adli kontrolün yetersiz kalacağının kararda somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir.
Tutukluluğun devamına ilişkin kararlar ne sıklıkla gözden geçirilir?
Soruşturma evresinde en geç otuzar günlük sürelerle; kovuşturma evresinde her oturumda, gerektiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuzar günlük sürelerle incelenir. Ayrıca şüpheli veya sanık, CMK m. 104 uyarınca her aşamada salıverilme talebinde bulunabilir.
Bu içerik, İstanbul Barosu'na kayıtlı Av. Burak Aylı tarafından yürürlükteki mevzuat esas alınarak hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.